a good - Turkish English Dictionary

a good

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Meanings of "a good" in Turkish English Dictionary : 5 result(s)

English Turkish
General
a good adj. birçok
I should like to express my thanks for a good debate with many sound viewpoints and many good pieces of advice.
Birçok sağlam bakış açısı ve çok sayıda iyi tavsiye içeren bu güzel tartışma için teşekkürlerimi ifade etmek isterim.

More Sentences
a good adj. epey
a good adj. bir hayli
a good adj. epeyi
a good adv. en az

Meanings of "a good" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
a good bit n. hayli
a good mixer n. sosyal kimse
a good while n. uzun bir süre
a good provider n. ailesine iyi bakan kimse
a good way n. çok uzak
a good deed n. salih amel
a person´s good qualities n. bir kimsenin iyi özellikleri
a good long time n. hayli uzun zaman
a good judge of character n. adam sarrafı
a good loser n. oyunu kaybedince kızmayan kimse
a good mouser n. avcı kedi
a good turn n. bir iyilik
a good turn n. iyilik
a good sign n. hayra alamet
a good distance n. uzun bir mesafe
a good bit n. oldukça
a good mixer n. sokulgan kimse
a good night's sleep n. iyi geceler öpücüğü
a good news n. güzel bir haber
a good news n. iyi bir haber
good old son-of-a-gun n. eski toprak
a good way n. hayli mesafe
a good news of increase/raise of salary n. (memura/işçiye vb) zam müjdesi
a good sense of humour n. iyi bir espri anlayışı
having a good command of subject n. konuya hakim olma
a good girl n. iyi bir kız
a good example n. iyi bir örnek
a good fellow n. iyi dost/arkadaş
a good reason n. iyi bir sebep
a good scientist n. iyi bir bilim adamı
a good spouse n. iyi bir eş
a good night kiss n. iyi geceler öpücüğü
a good laugh n. eğlenceli ve vakit geçirilmesi zevkli kimse
a feel-good film n. kendini iyi hissettiren film
a good part of n. önemli bir kısmı
a good landfall n. beklentilere uygun biçimde manzarayı seyretme
a good sign n. iyiye işaret
a good trip n. güzel bir seyahat
a good trip n. iyi bir yolculuk
a good judge of character n. insan sarrafı
give somebody a good scolding v. verip veriştirmek
give a good beating to v. pestilini çıkarmak
hold a good job v. dikiş tutturmak
have a good head on one's shoulders v. aklı başında biri olmak
be in a good mood v. keyfi yerinde olmak
give somebody a good scolding v. veriştirmek
give a good beating v. pestilini çıkarmak
be in a good humor v. keyfi yerinde olmak
make a good impression on someone v. iyi bir izlenim bırakmak
not to have a good word to say for v. hep tenkit etmek
enjoy a good smoke v. ciğerleri bayram etmek
dissuade from a good intention v. aklını çelmek
have a good time v. eğlenmek
give a good account of oneself v. kendini göstermek
hit on a good idea v. aklına parlak bir fikir gelmek
give a good lesson v. ders vermek
set a good example v. örnek oluşturmak
have a good grasp of v. iyice vakıf olmak
have a good time v. sefa sürmek
feel in a good mood v. keyfi gelmek
have a good time v. gülüp oynamak
be a good judge of v. anlamak
have a good time v. safa sürmek
have a good head on one's shoulders v. çok zeki olmak
have a good head on one's shoulders v. sağduyu sahibi olmak
have a good run for one's money v. bir işte uzun süre başarılı olmak
give somebody a piece of good news v. müjde vermek
have a good time v. hoşça vakit geçirmek
put in a good word for someone v. biri için iyi şeyler söylemek
give somebody a good beating v. allah yarattı dememek
give a good thrashing v. temiz bir dayak atmak
set a good example v. iyi örnek olmak
give somebody a good scolding v. veryansın etmek
have a good time v. gününü güzel geçirmek
make good a damage v. zararı gidermek
make good a loss v. zararı gidermek
give somebody a good scolding v. abdestini vermek
have a good ear v. iyi kulağı olmak
have a good ear v. kulağı hassas olmak
put in a good word (for someone) v. biri hakkında olumlu şeyler söylemek
give somebody a good thrashing v. eşek sudan gelinceye kadar dövmek
be having a hell of a good time v. gününü gün etmek
have a good time to repletion v. doyasıya eğlenmek
go to have a good time v. eğlenceye gitmek
go to have a good time v. eğlenmeye gitmek
make good (a loss) v. zararını tazmin etmek
have a good time v. iyi vakit geçirmek
have a good grade v. iyi not almak
have a good time v. iyi zaman geçirmek
look good in a picture v. resimde güzel çıkmak
leave a good future v. iyi bir gelecek bırakmak
be a good judge of v. -in ne olduğunu bilmek
have a good mind to v. -esi gelmek
have a good grasp of v. -i iyi kavramak
have a good mind to v. -eceği gelmek
not to have a good word to say for v. -i hep tenkit etmek
not to have a good word to say for v. -i hiç beğenmemek
make a good impression v. iyi izlenim uyandırmak
make a good impression v. iyi izlenim vermek
make a good impression v. beğenilecek şekilde davranmak
have a good sense humor v. iyi bir espri anlayışına sahip olmak
have a good right v. çok hakkı olmak
have a good sense of humor v. iyi bir espri anlayışına sahip olmak
have a good sense of humour v. iyi bir espri anlayışına sahip olmak
have a good sense of humor v. iyi bir espri yeteneğine sahip olmak
have a good sense of humour v. iyi bir espri yeteneğine sahip olmak
be in a good mood v. gününde olmak
put up a good fight v. iyi bir mücadele sergilemek
enjoy a good reputation v. iyi bir şöhrete sahip olmak
enjoy a good reputation v. iyi bir şöhret sahibi olmak
make a good thing of v. kar çıkarmak
take a good turn v. iyi yön vermek
look good in a photo v. fotoğrafta iyi çıkmak
make a good thing of v. istifade etmek
look good in a photo v. resimde iyi çıkmak
make a good thing of v. yararlanmak
leave a good impression with someone v. birinde iyi bir izlenim bırakmak
get a good rest v. iyice dinlenmek
be a good person v. iyi biri olmak
get a good grade v. iyi not almak
do a good job v. iyi iş yapmak
do a good job v. iyi iş çıkarmak
have a good command of something v. bir şeyi yapmaya vakıf olmak
have a good command of something v. bir şeyi yapmayı iyi bilmek
have a good year v. iyi bir sene geçirmek
have a good year v. iyi bir yıl geçirmek
do someone a good turn v. birisine bir iyilik yapmak
give someone a good bawling out v. iyice azarlamak
give/make a good talk/speech v. güzel bir konuşma yapmak
have a good credit rating v. kredi notu iyi/yüksek olmak
find a good reason v. iyi bir neden bulmak
be a good friend of someone v. birinin iyi arkadaşı olmak
be out in a year with good behavior v. iyi halden bir yılda çıkmak
make a good father v. iyi babalık yapmak
make a good father v. iyi babalık etmek
make a good husband v. kocalık vazifesini/görevini yapmak
make a good husband v. iyi bir koca olmak
be caught the eye of a good coach v. iyi bir antrenörün dikkatini çekmek
get a good result v. iyi bir netice almak
get a good result (against a team) v. (bir takıma karşı) iyi bir netice almak
make a good life for oneself v. kendine iyi/güzel bir hayat kurmak
have a good look at v. iyice/dikkatlice bakmak
come from a very good family v. çok iyi bir aileden gelmek
make a good start v. iyi bir başlangıç yapmak
have a good relationship with v. biriyle iyi ilişkide bulunmak
be out in a year with good behaviour v. iyi halden bir senede çıkmak
be out in a year with good behaviour v. iyi halden bir yılda çıkmak
be out in a year with good behavior v. iyi halden bir senede çıkmak
have a good cry and be fine v. iyi bir ağlayıp kendine gelmek
reach a good state v. mazhar olmak